İrademizi Biz mi yönetiyoruz?

Sporda irade terbiyesi üzerine
“Özgürlük ve kendine hâkim olma, adım adım kazanılmalıdır.”— Jules Payot
İrade, hayatımızın hemen her alanında verdiğimiz kararların arkasındaki temel güçlerden biridir. En yalın hâliyle kişinin bir davranışı bilinçli olarak seçmesi ve karşılaştığı güçlüklere rağmen sürdürmesidir. İrade terbiyesi ise anlık istekler yerine uzun vadeli hedefler doğrultusunda hareket edebilme becerisinin eğitim ve doğru alışkanlıklarla geliştirilmesidir.
İrade, doğuştan gelen ve değişmeden kalan bir özellik değildir. Tıpkı bir kas gibi çalıştırıldıkça güçlenir, kullanılmadığında ise zayıflar. Bu nedenle kendine hâkim olmak, sabırlı davranmak ve başladığı işi sürdürebilmek bir anda kazanılmaz.
Sporda İrade Sınavı
İrade terbiyesinin en açık biçimde görüldüğü alanlardan biri spordur. Sporcu için irade; yorulduğu hâlde çalışmayı sürdürmek, başarısızlıktan sonra yeniden denemek, kurallara uymak ve hedefinden vazgeçmemektir. Ancak irade yalnızca sporcular için gerekli değildir. Antrenörler, hakemler, yöneticiler ve spor liderleri de her gün çeşitli irade sınavlarıyla karşılaşır.
Ne yazık ki spor dünyasında bazen emek isteyen uzun yollar yerine kısa yoldan başarıya ulaşma düşüncesi öne çıkabilmektedir. Anlık mutluluk, kişisel çıkar ve hızlı sonuç alma isteği; sabrın, emeğin ve ortak hedeflerin önüne geçebilmektedir.
Oysa gerçek başarı yalnızca sonuca ulaşmak değildir. Önemli olan, o sonuca hangi değerlerle ve hangi yollardan ulaşıldığıdır. İrade sahibi insan, geçici bir kazanç uğruna ilkelerinden vazgeçmez; bugünün küçük hazzı yerine yarının kalıcı başarısını tercih eder.
“Ben”den “Biz”e Ulaşmak
İradesini yönetebilen kişi uzun vadeli planlar yapar, sorumluluk alır ve hedeflerine sabırla ilerler. Takım sporlarında başarının yalnızca yetenekle değil; güven, dayanışma, disiplin ve ortak amaçla kazanıldığını bilir. Bu anlayışta yalnızca “ben” değil, “biz” vardır.
Şimdi kendimize sormamız gereken soru şudur: İrademizi gerçekten biz mi yönetiyoruz, yoksa anlık isteklerimiz, öfkemiz ve kazanma hırsımız tarafından mı yönetiliyoruz?
Unutmayalım ki sporda en zor rakip bazen karşımızdaki kişi değil; kendi aceleciliğimiz, korkularımız ve vazgeçme isteğimizdir. Gerçek zafer ise başkalarını yenmeden önce insanın kendisine hâkim olabilmesidir.
Çünkü güçlü bedenler müsabakaları kazanabilir; güçlü bir irade ise insanın bütün hayatını değiştirebilir.


