Kriz Anında Skor mu, İnsan mı?

Spor alanında kriz, yalnızca maçın durması ya da bir organizasyonun aksaması değildir. Bazen bir sporcunun sağlığı, bazen bir çocuğun güvenliği, bazen de bir kulübün aldığı kararlara duyulan güven söz konusudur. Böyle anlarda yöneticinin karakteri, verdiği kararlarda görünür.
12 Haziran 2021’de Danimarka–Finlandiya maçında Christian Eriksen sahada yere yığıldı. Müsabaka durduruldu, sağlık ekipleri hızla müdahale etti. Takım arkadaşları ise çevresinde durarak müdahale sırasında mahremiyetini korumaya çalıştı. UEFA maçı askıya aldı; Eriksen’in durumunun stabil olduğu öğrenildikten sonra karşılaşma, iki takım oyuncularının talebi üzerine aynı akşam devam etti.
Eriksen’e yapılan müdahale tıbbi bir başarıydı. Maçı durdurmak, müdahale için gerekli ortamı sağlamak ve devam kararında oyuncuların görüşlerini dikkate almak ise kriz yönetiminin parçasıydı.
Peki biz spor alanında bir kriz yaşandığında nasıl davranıyoruz? Önce sporcunun ve çocuğun güvenliğini mi düşünüyoruz, yoksa kurumun itibarını ve maçın sonucunu mu? Karar verirken herkese eşit mi yaklaşıyoruz? Fair play anlayışını yalnızca sahadaki oyunculardan mı bekliyoruz?
İyi bir yönetici, kriz anında sadece hızlı karar veren kişi değildir. Doğru kişileri bir araya getiren, güvenilir bilgiyle hareket eden, etkilenen insanları dinleyen ve aldığı kararın sorumluluğunu üstlenen kişidir.
Çünkü kriz geçer; yöneticinin o anda insanlara nasıl davrandığı hafızalarda kalır.



