Köşe Yazıları

Aydın Sanayi Odası Seçimleri: Sandıktan Çıkan Sonuçtan Daha Fazlası

ROTA09'U TAKİP EDİN
Aydın'ın gündemini kaçırmayın. Rota09'u sosyal medyada takip edin.

Aydın Sanayi Odası seçimleri tamamlandı. Sandıklar açıldı, oylar sayıldı ve Gökhan Maraş, ezici bir üstünlükle AYSO’nun yeni dönemine adını yazdırdı.

Ancak bu seçimi yalnızca kazanan ve kaybeden üzerinden okumak, Aydın Sanayi Odası’nda yaşanan süreci eksik değerlendirmek olur.

Çünkü AYSO tarihinde seçim rekabetinin bugüne kadar çok belirgin olmadığı bir dönemin ardından, ilk kez bu ölçekte çekişmeli bir yarış yaşandı. Böyle bir ortamda yalnızca sandıktan çıkan sonuç değil, adayların seçim sürecini nasıl yönettiği de en az sonuç kadar önemliydi.

Gökhan Maraş’ın seçim kampanyasının en dikkat çekici taraflarından biri de burada ortaya çıktı.

Maraş, sürecin başından sonuna kadar sahnenin önünde kaldı. Kendi ekibini kurdu, mesajını doğrudan verdi ve seçim yarışını kişiselleştiren, rakibini hedef alan ya da çirkin propaganda yöntemlerine yaslanan bir çizgiye girmedi.

Seçim kazanmak elbette sandıkta mümkün. Ancak bir seçimi nasıl kazandığınız, özellikle kurumsal yapılarda, en az kaç oy aldığınız kadar önemlidir.

AYSO’nun geleneksel yapısı düşünüldüğünde, ilk kez bu kadar belirgin bir rekabetin yaşandığı bir seçimde polemiklerin ortaya çıkması şaşırtıcı değildi. Buna rağmen Maraş cephesi, seçim yarışının gerilimini kurumun önüne geçirmemeyi başardı.

Bu da AYSO’nun seçim kültürü açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir deney ortaya çıkardı.

Maraş’ın en önemli avantajlarından biri ise güçlü bir ekip kurmasına rağmen bu ekibin arkasına saklanmamasıydı.

Aksine ekip, seçim boyunca kendi sorumluluk alanında çalışan, ancak ortak hedef doğrultusunda hareket eden bir yapı görüntüsü verdi. Hiyerarşi bozulmadı, mesajlar dağılmadı, ekip içerisinde farklı seslerin birbirini gölgede bırakmasına izin verilmedi.

Gökhan Maraş seçim boyunca ekibinin gölgesine sığınmadı; ekibini de kendi gölgesine hapsetmedi.

Kurumsal seçimlerde başarı biraz da burada başlar. Lider öne çıkar ama ekibini gölgede bırakmaz. Ekip çalışır ama adayın kimliği silinmez. Herkes kendi görevini yapar ve sandığa aynı hedef doğrultusunda gider.

Maraş cephesinde ortaya çıkan tablo büyük ölçüde buydu.

Karşı tarafta ise seçim sürecinin başka bir görüntüsü vardı.

Mehmet Tuncer’in adaylığı ve kampanyası konuşulurken, kamuoyunda zaman zaman Tuncer’in kendisinden çok arkasındaki siyasi ve kurumsal isimler konuşuldu.

Özellikle Mustafa Savaş’ın Tuncer’in yanında olduğu ve seçim sürecinde etkili olduğu yönündeki değerlendirmeler sıkça gündeme geldi. Bu nedenle AYSO seçimi konuşulurken Mehmet Tuncer’den daha fazla Mustafa Savaş ismi telaffuz edildi.

Seçim siyasetin gölgesine girdiğinde ise adayın kendi kimliği ister istemez ikinci plana düşebiliyor.

Tuncer açısından seçim sürecinin dikkat çeken taraflarından biri de kamuoyundaki bu algı oldu.

Adayın kendi söylemi yerine arkasındaki isimlerin konuşulması, ister istemez “Bu seçim kimin seçimi?” sorusunu beraberinde getirdi.

Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken’in de Tuncer adına sahada etkili olmaya çalıştığı yönündeki kulis ve dedikodular seçim sürecinde zaman zaman dillendirildi.

Fakat seçimlerin bize gösterdiği başka bir gerçek daha var:

Perde arkasındaki siyasi veya kurumsal ağırlık, sandık başında her zaman aynı karşılığı bulmuyor.

AYSO seçimlerinde de sonuç, bu tartışmaların ötesinde ortaya çıktı.

Ve burada Aydın siyasetinin son yıllardaki en önemli aktörlerinden biri olan Özlem Çerçioğlu faktörünü görmezden gelmek mümkün değil.

Çerçioğlu ile Mustafa Savaş arasındaki siyasi rekabet, Aydın’daki siyasi dengelerin önemli başlıklarından biri. Çerçioğlu’nun AK Parti’ye geçmesinin ardından bu rekabetin sona ermek yerine farklı bir zeminde devam ettiği yönündeki değerlendirmeler de kamuoyunda sıkça yapılıyor.

AYSO seçimleri, bu rekabetin sanayi odası seçimlerine yansıdığı alanlardan biri olarak da okunabilir.

Ancak burada Özlem Çerçioğlu’nun yaptığı hamle, yöntemi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir noktada duruyor.

Çerçioğlu doğrudan AYSO seçimlerinin sahnesine çıkmadı. Liste hazırlamadı, delegelerin karşısına geçip siyasi bir kampanya yürütmedi, seçim yarışını kendi üzerinden şekillendirmeye çalışmadı.

Bunun yerine oğlu Ata Caner Çerçioğlu’nun Gökhan Maraş’ın Mavi Listesi’nde aktif biçimde yer almasına alan açtı.

Bu tercih, siyasette her zaman görülmeyen bir yöntem açısından dikkat çekiciydi.

Çünkü güç sahibi olanın bütün ağırlığıyla sahaya inmesi kolaydır. Asıl mesele, gerektiğinde bir adım geride durup doğru hamleyi doğru kişiye yaptırabilmektir.

Özlem Çerçioğlu’nun AYSO seçimindeki tercihi tam da böyle okunabilir.

Üstelik bu hamleyi etik ve ahlaki sınırlar içerisinde gerçekleştirmesi, seçimin siyasi boyutunu değerlendirenler açısından ayrıca önem taşıyor.

Başka bir ifadeyle Çerçioğlu, siyasi gücünü doğrudan sandığın üzerine koymak yerine, oğlunun kendi iradesiyle ve kendi emeğiyle seçim sürecinin içerisinde yer almasını tercih etti.

Burada Ata Caner Çerçioğlu’nun rolünü yalnızca “Özlem Çerçioğlu’nun oğlu” olarak değerlendirmek de haksızlık olur.

Çünkü Caner Çerçioğlu Mavi Liste içerisinde sembolik bir isim olarak durmadı.

Bir fotoğraf karesinde görünerek görevini tamamlayan, soyadının sağladığı avantajın arkasına saklanan bir figür olmadı.

Tam tersine seçim sürecinin içinde aktif biçimde yer aldı. Ekibin çalışmalarına katıldı, sahada sorumluluk üstlendi ve sandıkta son oy sayılana kadar sürecin içerisinde kaldı.

Yani bu stratejik satranç oyununda yalnızca tahtaya sürülmüş bir piyon olarak kalmadı.

Kendisine verilen görevi sahada oynayan, kendi potansiyelini ortaya koyan ve soyadının arkasına sığınmadan sorumluluk alan bir aktör görüntüsü verdi.

Bu ayrım önemli.

Çünkü güçlü bir soyadına sahip olmak bir avantaj olabilir; fakat o soyadının arkasına saklanmak başka, o soyadının getirdiği beklentinin altına girip kendi emeğinle sorumluluk almak bambaşka bir şeydir.

Caner Çerçioğlu’nun seçim sürecindeki pozisyonu ikinci kategoriye daha yakın durdu.

Mavi Liste’nin içinde yer aldı, ekibin bir parçası olarak hareket etti ve seçim sonuçlanana kadar aktif görev üstlendi.

Dolayısıyla burada yalnızca Özlem Çerçioğlu’nun siyasi hamlesinden değil, Caner Çerçioğlu’nun bu hamlenin gereğini nasıl yerine getirdiğinden de söz etmek gerekiyor.

Özlem Çerçioğlu açısından bakıldığında ise bu tercih, “Ben buradayım” diye bağırmadan ağırlığını hissettiren bir siyasi hamleydi.

Doğrudan müdahale etmeden etkili olmak…

Kendi adını seçim yarışının üzerine yazmadan tercihinin arkasında durmak…

Ve bunu doğrudan siyasi baskı görüntüsü yaratmadan yapmak…

Siyasetin satranç tarafı biraz da budur.

Bazen vezir sahaya çıkmaz; doğru taşı doğru kareye koyar.

AYSO seçimlerinde de Çerçioğlu’nun hamlesi böyle bir stratejik tercih olarak okunabilir.

Bir tarafta siyasi isimlerin doğrudan ya da dolaylı biçimde seçim yarışının merkezine yerleştiği görüntüsü vardı.

Diğer tarafta ise Maraş’ın kendi ekibini kurduğu, kendi kampanyasını yürüttüğü ve siyasi aktörlerin desteğinden bağımsız biçimde aday kimliğini ön planda tuttuğu bir seçim modeli görüldü.

Sonuçta sandık konuştu.

Gökhan Maraş, Aydın Sanayi Odası seçimlerinden açık bir farkla çıktı.

Bu sonuç yalnızca oy sayısının değil, seçim sürecinde oluşturulan organizasyonun, ekip disiplininin ve aday profilinin de sandıkta karşılık bulduğunu gösterdi.

AYSO açısından belki de bu seçimin en önemli kazanımı tam da burada.

Seçimsizliğe alışmış bir kurum, ilk ciddi seçim deneyimlerinden birini yaşadı. Rekabet geldi, polemik geldi, siyasi hesaplar tartışıldı, kulisler konuşuldu. Fakat bütün bunların sonunda sandık kuruldu ve irade ortaya çıktı.

Gökhan Maraş açısından ise geriye yalnızca kazanılmış bir seçim değil, baştan sona yönetilmiş bir seçim süreci kaldı.

Maraş’ın başarısı, yalnızca karşısındaki rakibe üstünlük kurmasından ibaret değil. Seçimin dilini belirlemesi, ekibini disiplin içerisinde tutması, polemiklerin içine çekilmemesi ve kendi adaylığını sürekli olarak ön planda tutması da bu sonucun önemli parçalarıydı.

Şimdi asıl mesele başlıyor.

Seçim bitti.

Mavi Liste kazandı.

Gökhan Maraş Aydın Sanayi Odası’nın yeni döneminde sorumluluk üstlendi.

Bundan sonra sandıkta alınan bu büyük farkın, AYSO’nun yönetim anlayışına ve Aydın sanayisinin geleceğine nasıl yansıyacağını zaman gösterecek.

Çünkü seçim kazanmak bir sonuçtur.

Asıl başarı ise seçim bittikten sonra başlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu