Köşe Yazıları

Top Sahada, Hesap Tribünde

ROTA09'U TAKİP EDİN
Aydın'ın gündemini kaçırmayın. Rota09'u sosyal medyada takip edin.

Futbolda top yuvarlaktır derler. Doğrudur. Fakat bazı sözler de top gibidir; döner dolaşır, gün gelir sahibinin önüne düşer. Söke 1970 FK Başkanı Mahmut Gözüaçık’ın sezon başında söylediği “Bizim kimseye ihtiyacımız yok, bizim rakibimiz Aydın, bizim rakibimiz Söke” sözleri de bugün yaşananlar karşısında ister istemez insanın aklına “Eden bulur” sözünü getiriyor.

Söke Belediyesi’nin kulübe verdiği desteğin kaybedilmesiyle birlikte o sözler artık daha farklı bir anlam taşıyor. Dün “kimseye ihtiyacımız yok” diyen bir anlayışın bugün belediye desteğinin yokluğunu konuşması, hayatın bazen insanın kendi cümlelerini kendisine ayna gibi tutmasından başka bir şey değil.

Kimse belediyelerin kulüplere sınırsız kaynak aktarmasını beklemiyor. Ancak bir şehirde kulübüne sahip çıkan, destek veren yerel yönetime karşı “Kimseye ihtiyacımız yok” diyorsanız, o sözün bir gün karşınıza çıkacağını da hesaba katmanız gerekir. Çünkü bazı cümlelerin faturası vardır; para olarak değil, destek olarak kesilir.

Futbolun da siyasetin de hafızası kuvvetlidir. Söylenen söz unutulmaz. Hele o söz kendi şehrinize, kendi belediyenize ve size destek veren insanlara karşı söylenmişse, gün gelir önünüze hesap pusulası gibi konur.

Kısacası, “Bizim kimseye ihtiyacımız yok” diyorsanız, gün gelip gerçekten kimseye ihtiyacınız olmamasını da göze alacaksınız. Çünkü eden bulur; hem de bazen hiç beklemediği bir anda.


Gelelim Aydın’daki yan saha meselesine.

Adnan Menderes Stadı yan sahalarında antrenman yapan kulüplerden aylık 24 bin lira ücret istendiği yönündeki iddiaları gündeme getirdik. Haftada üç gün, günde 1,5 saatlik kullanım için ortaya çıkan bu rakam, doğal olarak amatör kulüplerin tepkisini çekti.

Gençlik ve Spor İl Müdürü Serhat Yığmatepe’nin açıklaması ise tartışmanın başka bir tarafını ortaya koydu. Yığmatepe, tesislerin 365 gün 24 saat açık olduğunu, gelir amacı olmayan vatandaşlardan ve amatör kulüplerden ücret alınmadığını, ancak spor okulu işleterek gelir elde eden kulüplerden ücret alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu belirtti. Ayrıca ücret ödemeden liglerde mücadele eden kulüplerin tesislerden yararlanabildiğini ve isteyen kulüplere top ile spor malzemesi desteği sağlanabileceğini söyledi.

İşte tam burada meselenin düğümü ortaya çıkıyor.

Eğer ücret, gerçekten gelir elde eden spor okullarına yönelik yasal bir uygulamaysa, bunu bütün amatör kulüpleri kapsayan bir “saha parası” tartışmasına dönüştürmemek gerekir. Fakat kulüpler kendilerinden doğrudan aylık 24 bin lira istendiğini söylüyorsa, ortada açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir iletişim problemi vardır.

Çünkü amatör futbolcunun formasını, deplasmanını, lisansını, ulaşımını zor denkleştiren kulüp yöneticisine bir de “Sahaya girmek için şu kadar para” denildiğinde, adamın önüne futbol topundan önce hesap makinesi koymuş olursunuz.

Burada yapılması gereken birbirine laf yetiştirmek değil, şartları açıkça ortaya koymaktır. Hangi kulüpten, hangi faaliyet nedeniyle, hangi mevzuata dayanılarak ve hangi kullanım karşılığında ücret alınıyor?

Mesele netleşirse tartışmanın da ateşi düşer.

Çünkü futbol sahada oynanır ama bazen asıl maç masanın üzerinde oynanır.

Söke’de bir kulübün belediye desteğiyle ilişkisi tartışılıyor.

Aydın’da kulüplerin tesis kullanımı tartışılıyor.

Biri sözün, diğeri uygulamanın meselesi.

Ama ikisinin de ortak bir tarafı var:

Futbol kulüpleri yalnızca sahadaki 90 dakikayla yaşamıyor.

Şehirle kurduğu ilişkiyle, kurumlarla iletişimiyle ve ekonomik dengesiyle ayakta kalıyor.

Top sahada yuvarlanıyor ama hesabı tribünde tutuluyor.

Ve bazı maçların sonucu, tabelada değil; sezon boyunca verilen kararların içinde yazıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu