Deve Dikeni: Batırana Batacak Kardeşim

Batırana batacak kardeşim. Kaşınan da kaşınacak. Aydın’ın siyaseti gariptir. Dün birbirine söven adamı bugün kol kola görürsün. Dün “Bununla işim olmaz” diyen, bugün “Şartlar değişti kardeşim” diye yanına yanaşır. Dün başka konuşur, bugün başka. Yarın ne diyeceğini de Allah bilir. Bizim memlekette siyaset biraz böyledir. Dün dündür, bugün bugündür. İşine gelirse dün söylediklerini unutursun, işine gelmezse dünün hesabını bugün sorarsın. Eh, siyaset dediğin de biraz böyle bir şey zaten. Herkesin kendine göre bir hesabı, kitabı var. Bir bakarsın ortalık birbirine girmiş. Herkes birbirine laf çakıyor. Ertesi gün? Aynı masadalar. Çaylar gelmiş, kahveler söylenmiş, gülüşmeler başlamış. Ulan daha dün birbirinize demediğinizi bırakmadınız! Ama neyse… Memleket siyaseti bu. Şaşırmayacaksın. Bizim siyaset de deve gibidir kardeşim. Yükü ağır, yürüyüşü yamuk. Bir sağa gider, bir sola yatar. Nereye gittiğini bazen kendisi bile bilmez. Ben de bu köşenin adını boşuna “Deve Dikeni” koymadım.
Diken dediğin süs bitkisi değildir. Elini uzatırsan batar. Canını acıtır. Ama çölde kalırsan da işe yarar. Gölgesi vardır, kökü vardır. Yani hem can yakar hem can kurtarır.
Benim köşe de öyle olacak. Kimseye “Sen sağcısın, sen solcusun, sen bizdensin, sen değilsin” diye bakmam. Ben lafa değil, yapılan işe bakarım. Bugün ne dedin? Dün ne yaptın? Kimin yanında durdun? Kime posta koydun, sonra kimin masasına oturdun? Hepsine bakarım. Sonra da gördüğümü söylerim. Gocunan gocunsun. Alınan alınsın. Diken battı diye bitkiyi suçlamayacaksın kardeşim. Elini nereye uzattığına bakacaksın. Burası “Deve Dikeni”. Batırana batacak. Kaşınan da kaşınacak.
Sağın yanlışı varsa söylerim. Solun yanlışı varsa onu da söylerim. Benim işim taraf tutmak değil kardeşim. Ben gördüğüme bakarım. Belediye doğru iş yapmışsa “Doğru yapmış” derim. Yanlış yapmışsa da “Yahu bu ne iştir, hayırdır kurban?” diye sorarım. Milletvekili konuştu diye ayağa kalkıp alkışlayacak halimiz yok. Başkan kürsüye çıktı diye söylediği her lafa “Amin” demek de bizim kitabımızda yazmaz.
Siyaset bu kadar kutsal bir şey değil. Abartmayın şu işi. Sonuçta karşımızdaki de insan. Et kemik. Hata yapar, yanlış karar verir, bazen de düpedüz çuvallar. Olur. Ama hata yaptı diye susacağız diye bir kural da yok. “Bizim adam yaptı, vardır bir bildiği.” Yok öyle kardeşim.
Bizim adam da olsa sorarız. Ötekinin adamı da olsa sorarız. Çünkü gazetecilik biraz da insanın başına iş açmayı göze almasıdır. Haa, “Ben yazdım oldu” diye de ortalığa çıkmayız. Bir iddia mı ortaya attık? Belgesini koyarız. Birini mi eleştirdik? Neye dayanarak eleştirdiğimizi söyleriz. Lafın arkasında dururuz. Ama iftira atmayız. Çamur atıp kaçmayız. Delikanlılık dediğin biraz da budur zaten. Laf edeceksen arkasında duracaksın. Ama kamuya açık bir işte yanlış gördüğümüzü de “Aman şimdi bunun gönlü kırılır, şunun hatırı kalır” diye yutmayacağız. Yutarsak ne kaldı geriye? Gazetecilik mi? Yoksa herkesin gönlünü hoş etme servisi mi? Ben o işi yapmam. Soru sorarım. Hem de öyle usul usul değil. Gerekiyorsa masaya yumruğu vurur gibi sorarım: “Bir dakika kardeşim. Burada ne dönüyor?”
Koridorlarda ne konuşuluyor, yemek masalarında kim kimin kulağına ne fısıldıyor, kapalı kapıların ardında hangi hesaplar yapılıyor; biraz da oralara bakacağız.
Mesaj gruplarında yazılanlara bakacağız. Dün söylenene, bugün yapılan işe bakacağız.
Anason kokan sofralarda kurulan cümleler ertesi gün manşete dönüşüyorsa, kusura bakmayın, o sofranın da hesabını sorarız.
Kim ne demiş? Kim ne yapmış? Kim kime yanaşmış? Kim kime sırt çevirmiş? Kim dün “Asla olmaz” deyip bugün “Şartlar değişti” diye kapıdan içeri girmiş? Bakacağız. Yazacağız. Ama öyle kafadan atarak değil. Çünkü benim hafızam zehir gibidir evelallah. Deve Dikeni unutmaz. Kime battığını unutmaz. Nereden çıktığını unutmaz. Nereye saplandığını da unutmaz. Bazıları milleti keriz yerine koymaya alışmış. Koysun. Ama kimse kusura bakmasın; milletin hafızasını kendi hafızalarıyla karıştırmasınlar. Siyaset hesap işidir. Eyvallah. Ama hesabın da kitabın da bir raconu vardır. Bugün söylediğinin yarın hesabı sorulur. Bugün yaptığının da yarın kaydı çıkar. Sonra “Ben öyle demedim.” Dediydin kardeşim. “Öyle anlaşılmadı.” Gayet güzel anlaşıldı. “Şartlar değişti.” Değiştiyse değişti. Ama dün ne söylediğini de ortadan kaldırmadı. Bizim derdimiz kimseyi köşeye sıkıştırmak değil. Ama kimseye de kaçacak delik bırakmamak. Çünkü burada herkes birbirinin açığını kolluyor. Bir tek kendine bakmıyor. İnsan önce bir aynaya bakar kardeşim. Sonra başkasının hesabını sorar. O yüzden bu köşe kimsenin PR masası olmayacak. Kimsenin amigoluğunu yapmayacak. Kimsenin sözcülüğüne soyunmayacak. Bugün sağa batar. Yarın sola. Öbür gün ortaya. Nerede yanlış varsa oraya. Çünkü bunun tarafı yok. Makama minneti yok. Hatıra gönül borcu yok. Bir tek derdi var: “Burada ne oluyor kardeşim?” Ve cevabı kim verecekse, buyursun versin. Biz buradayız. Deve Dikeni burada. Dikenin huyu bellidir. Elini yanlış yere uzatırsan batar. Sonra da dönüp dikene kızmayacaksın. Hadi bakalım. Aydın’ın siyasi arenasına bir Deve Dikeni bırakıldı. Şimdi herkes elini nereye uzattığına dikkat etsin.



