Köşe Yazıları

NARCISSUS

ROTA09'U TAKİP EDİN
Aydın'ın gündemini kaçırmayın. Rota09'u sosyal medyada takip edin.

Yunan mitolojisinde Narkissos, sudaki kendi yansımasına âşık olan bir gençtir. Kendisine duyulan sevgiye karşılık vermez; sonunda kendi görüntüsünden de ayrılamaz. Ona âşık olan Ekho’dan geriye yalnızca bir yankı, Narkissos’tan ise bir nergis çiçeği kalır. Bu hikâye, insanın kendine hayran olurken başkasını göremez hâle gelmesini düşündürür.

Bugün sporun içinde de bu hikâyeyi hatırlatan davranışlarla karşılaşabiliriz. Takımın başarısını anlatırken sürekli kendisini öne çıkaran, sporcularının emeğini arka planda bırakan, eleştiriyi otoritesine saldırı sayan bir antrenör ya da yönetici… Galibiyette “ben”, yenilgide “onlar” diyen bir anlayış…

Burada mesele, bir insanın kendine güvenmesi değildir. Spor yönetiminde özgüven, sorumluluk almak ve karar verebilmek için değerlidir. Sorun, kişinin kendisine verdiği önemin başkalarının sözünü, emeğini ve ihtiyaçlarını gölgede bırakmasıyla başlar.

Araştırmalar da bu noktaya dikkat çekiyor. Matosic ve arkadaşlarının 211 antrenörle yürüttüğü çalışmada, narsisizm düzeyi yükseldikçe kontrolcü davranışların arttığı, empatik ilginin ise azaldığı görülmüştür. Bu bulgu, antrenörün kişilik özellikleri ile sporcuya yaklaşımı arasındaki ilişkiyi anlamak açısından önemlidir.

Spor ortamında kontrolcü yaklaşım; görüş dayatmak, bağırmak, suçluluk hissettirmek veya gösterilen ilgiyi itaate bağlamak şeklinde ortaya çıkabilir. Sporcu böyle bir ilişkide düşüncesini açıklamak yerine tepki görmemeye odaklanabilir. Eleştirinin tehdit sayıldığı bir ortamda, yapılan hataların açıkça konuşulması da zorlaşır.

Bu davranışları “disiplin” ya da “başarı için gerekli sertlik” diyerek açıklamak kolaydır. Nitekim başka bir araştırmada, kontrolcü davranışları normal ve etkili bulmanın bu davranışlarla; kontrolcü davranışların da etik açıdan sorunlu eylemleri gerekçelendirme eğilimiyle ilişkili olduğu bulunmuştur.

Elbette tek bir davranıştan hareketle kimseye “narsist” etiketi yapıştıramayız. Ancak tekrar eden davranışların sporcular ve çalışanlar üzerinde bıraktığı etkiyi değerlendirebiliriz. Başarı kimin adına yazılıyor? İtiraz eden dinleniyor mu? Sporcu, sonuç alamadığında da aynı saygıyı görüyor mu?

Bir kulübü yönetmek veya bir takımı çalıştırmak, başkalarının gelişiminden sorumluluk almaktır. Bu sorumluluk, kazanılan kupalar kadar kurulan ilişkilerde de kendini gösterir.

Sporun yöneticisi, sahaya baktığında yalnızca kendi yansımasını görüyorsa takımın geri kalanını kim görecektir?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu