KÜÇÜK TİRANLIK

“Küçük tiranlık” kavramını belki ilk kez duyuyorsunuz, belki de adını bilmeden bu yönetim anlayışıyla daha önce karşılaştınız. Çalışanların sözünün kesildiği, önerilerinin küçümsendiği ve itirazlarının saygısızlık olarak görüldüğü bir ortam düşünün. Böyle bir ortamda yetki, giderek baskı kurmanın aracına dönüşür.
Türk Dil Kurumunda “tiran” sözcüğünün mecaz anlamı “acımasız, gaddar, despot” olarak verilmektedir. Yönetim literatüründeki “küçük tiranlık” ise yöneticinin sahip olduğu güç ve yetkiyi çalışanları baskı altında tutmak, küçümsemek ve keyfî biçimde yönetmek amacıyla kullanmasını ifade eder.
Bu yönetim anlayışı; keyfî kararlar alma, kendi önemini abartma, çalışanları aşağılama, farklı görüşleri zorla bastırma, girişimde bulunmayı engelleme ve gerekçesiz cezalandırma gibi davranışlarla kendini gösterir. Çalışan, zamanla ne düşündüğünü söylemekten çok, söylediklerinin nasıl karşılanacağını hesaplamaya başlar. Böylece kurumun ihtiyaç duyduğu fikirler dile getirilmeden kaybolabilir.
Üstelik yönetici, karşısında itiraz eden kimse kalmadığında bunu başarısının göstergesi sayabilir. Oysa suskunluk, her zaman onay anlamına gelmez; bazen konuşmanın bir şeyi değiştirmeyeceğine duyulan inancın sonucudur.
Bir yöneticinin asıl sınavı da burada başlar: Yanında çalışan insanlar, bir haksızlığı dile getirebiliyor, farklı düşünebiliyor ve hata yaptıklarında aşağılanmadan konuşabiliyor mu?



