Köşe Yazıları

MOBBİNG VE SPOR

ROTA09'U TAKİP EDİN
Aydın'ın gündemini kaçırmayın. Rota09'u sosyal medyada takip edin.

“Mobbinge uğruyorum” cümlesini sıkça duyuyoruz. Ancak yaşanan sorunları arka arkaya sıralayıp bir kenara çekilmek, bu sorunların çözülmesi için yeterli değildir. Öncelikle mobbingin ne olduğunu anlamak, hangi davranışlarla ortaya çıktığını görmek ve bu davranışlar karşısında nasıl bir tutum sergilediğimizi sorgulamak gerekir.

Mobbing, iş ortamında bir veya birden fazla kişi tarafından bir çalışana yönelik sistematik ve süreklilik gösteren psikolojik baskı, yıldırma, küçümseme ve dışlama davranışlarını ifade eder. Burada belirleyici olan, yaşanan her anlaşmazlığı mobbing olarak değerlendirmek yerine, davranışların tekrarlanmasına ve kişiyi hedef alan bir örüntü oluşturmasına dikkat etmektir.

Peki, bulunduğunuz ortamda bu tür davranışlarla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz? Bu durum sizi nasıl etkiliyor? Kendinizi ifade edebiliyor musunuz, yoksa sessiz kalmayı mı tercih ediyorsunuz? Mücadele ederken yanınızda kimler var? Yaşadıklarınız sizi geri çekilmeye mi yöneltiyor, yoksa haklarınızı savunma isteğinizi mi güçlendiriyor?

Bu soruların spor ortamlarında da karşılığı var. Antrenörler, sporcular, hakemler ve yöneticiler arasındaki ilişkilerde yetkinin nasıl kullanıldığı, iletişimin nasıl kurulduğu ve kişilerin kendilerini ne kadar özgürce ifade edebildiği önem taşıyor. Cinsiyet eşitsizliğinin de eşlik ettiği ortamlarda ise psikolojik baskıyı ve ayrımcılığı birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Bilimsel çalışmalar, spor alanında yaşanan yıldırmanın araştırmalara konu olduğunu gösteriyor.

Karabacak ve Hacıcaferoğlu’nun (2020), İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan 121 katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırmada, katılımcıların %37,2’sinin yıldırma davranışlarına maruz kaldığı bildirilmiştir. Genel maruz kalma düzeyi “orta altı” olarak değerlendirilirken tesis müdür yardımcıları, sahada çalışan antrenörler ve sözleşmeli antrenörler daha fazla yıldırma bildiren gruplar arasında yer almıştır. Bu bulgular, antrenörlerin ve bazı yönetim görevlerinde bulunan kişilerin de psikolojik baskının hedefi olabildiğini göstermektedir.

Buğdaycı ve Demirel’in (2019), 324 bireysel ve takım sporcusuyla yürüttüğü araştırmada ise genel mobbing düzeyi ortalamanın altında bulunmuştur. Bununla birlikte, daha küçük yaştaki ve spor deneyimi daha az olan sporcuların örgüt içi iletişim ve sosyal ilişkiler bakımından daha fazla mobbing yaşadığı belirlenmiştir. Aynı kulüpte daha uzun süredir bulunan sporcuların bu alanlarda daha az mobbing bildirmesi, yaş ve deneyim farklılıklarının dikkate alınması gerektiğini düşündürmektedir.

Yönetici konumunun kullanımı açısından Hacıcaferoğlu ve Çoban’ın (2011) araştırması da dikkat çekicidir. Türkiye’nin 81 ilindeki Gençlik ve Spor İl müdürlüklerinde görev yapan 325 personelin katıldığı çalışmada, katılımcıların %44’ünün yıldırma davranışlarına maruz kaldığı bildirilmiştir. Araştırmada, yıldırma uygulayanların genellikle yönetici statüsündeki kişiler olduğu ve memurların yöneticilere göre daha fazla yıldırmaya maruz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Beşler, Tosun ve Mutlu’nun (2022), Denizli’de en az beş yıllık futbol geçmişi bulunan 10 amatör futbolcuyla gerçekleştirdiği görüşmelerde de yöneticilere ilişkin anlatılarda adaletsizlik, psikolojik şiddet, zayıf iletişim ve mobbing temaları ortaya çıkmıştır. Bu bulgular tüm spor yöneticilerine genellenemese de futbolcuların yaşadıkları sorunları kendi ifadeleri üzerinden görünür kılması bakımından önemlidir.

Bu araştırmaların her biri farklı bir örneklemi ve spor ortamını ele alıyor. Dolayısıyla sonuçları bütün spor camiasına genellemek doğru olmaz. Ancak bulgular, spor ortamlarında psikolojik yıldırmanın görmezden gelinemeyecek bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu nedenle antrenörlerin, yöneticilerin ve spor alanında sorumluluk üstlenen herkesin bilimsel çalışmaları takip etmesi, kendi tutum ve uygulamalarını da sorgulaması gerekiyor.

Bir antrenörün ya da yöneticinin sorumluluğu yalnızca başarıya ulaşmakla sınırlı değildir. İnsan onurunu korumak, adil davranmak, eleştiriye alan açmak ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak da bu sorumluluğun parçasıdır. Sürekli küçümsenen, dışlanan veya kendisini ifade etmesi engellenen bir kişiden sağlıklı bir aidiyet ve verimli bir katılım beklemek ne kadar mümkündür?

Sporun değerlerinden söz ederken bu değerleri günlük ilişkilerimizde ne kadar yaşattığımıza da bakmalıyız. Saygı, adalet ve dayanışma; antrenman sahasında, kulüp odasında ve yönetim kararlarında karşılık bulmalıdır. Mobbingle mücadele de yaşananları ciddiye almak, başvuruları adil biçimde değerlendirmek ve baskı karşısında kişileri yalnız bırakmamakla başlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu